|
BURDUR GÖLÜ
ALAN TANIMI VE SINIRLARI
Burdur Gölü 37o45’ Kuzey, 30o13’ Doğu koordinatlarında yer almaktadır ve denizden yüksekliği 854 metredir. Yüzey alanı 205 km2’dir. İdari olarak Burdur ve Isparta illeri sınırları içerisinde yer almaktadır. Kapladığı alan 23.700 hektardır.
Gölün batı kesimi boyunca uzanan fay (kırık) hattı nedeniyle, bu kesimde kıyı çizgisi çok dardır ve bu bölgelerde göl birden derinleşir. Güney ve kuzeyde ise alüvyonların birikmesiyle sazlarla kaplı tuzlu batak görünümündeki kıyı ovaları ve delta oluşumu başlamıştır.
Burdur Gölü kapalı bir havzada bulunduğundan dışarıya akıntısı bulunmamaktadır. Göl suları acı, tuzlu ve arseniklidir. Türkiye'nin en derin göllerinden birisidir. Kuzeybatıda yer alan Kapı burnu önlerinde derinliği 100 metreyi bulur.
Gölün su girdisi, göl alanına düşen yağışlar, sürekli ve mevsimlik akarsular, taşkın dereleri ve yer altı suyu akımı ile sağlanmakta; göldeki su kaybı ise buharlaşma ile olmaktadır. Gölü besleyen önemli akarsular arasında gölün güneybatı ucunda yer alan Bozçay, Doğuya doğru Ulupınar, Bayındır, Büğdüz, Kurna Çerçin, Keçiborlu (Adalar Çayı) dereleri sayılabilir. Bu akarsuların debileri oldukça düşük olup, büyük bir kısmı yazın kurumaktadır.
Burdur Gölü, 20.000 su kuşunun düzenli olarak ve herhangi bir kuş türünün Batı Paleartik popülasyonunun %1’nin düzenli olarak gözlenmesi ve tüm dünyada nesli en çok tehlikede olan türlerden dikkuyruk ördeğinin gölde kışlaması nedeniyle ve ayrıca bir tane endemik balık türü ve bir tane endemik zooplankton türünün bulunması nedeniyle ülkemizin uluslararası öneme sahip sulak alanları arasında yer almaktadır.
Burdur Gölü’nün günümüzdeki en önemli problemi kirlenme ve su yüzeyinde meydana gelen küçülmedir. İŞLEV VE DEĞERLERI
Burdur Gölü, yeraltı suyunu reşarj ve deşaj ederek, taşkınların yok edici etkisini azaltarak ve taban suyunu dengeleyerek bulunduğu bölgenin su rejimini düzenlemekte, tortulları, besin maddelerini ve zehirli maddeleri alıkoyarak arıtma görevi yapmakta, bulunduğu bölgenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinden olumlu etki yapmaktadır. Burdur Gölü aynı zamanda endemik ve nesli tehllikedeki türleri barındırması nedeniyle biyolojik çeşitlilik açısından son derece önemli bir işlev üstlenmiştir. Ayrıca, tarım ve hayvancılığı destekleyerek üretim artışını sağlamakta ve Burdur İlinin ulusal ve uluslararası platformda tanınmasına vesile olmaktadır.
Burdur Gölü, Türkiye'nin en derin göllerinden biridir. Yapılan araştırmalarda gölün oligotrofik karaktere (düşük besin düzeyi) sahip, besin maddeleri yönünden fakir bir göl olduğu belirtilmektedir. Buna karşın 300 bine yakın su kuşunu barındırmaktadır. Göl ve yakın çevresi doğa turizmi yönünden önemli bir potansiyele sahiptir.
GÖLÜN SU SEVİYESİ
Gölün 1971 yılı 1 Haziran'daki maksimum aktüel kotu 857,57 m olarak belirlenmiştir. Buna karşı gelen yüzey suyu alanı ise 236,1 km2 ve hacmi 7.415,4 hm3 'tür. Gölün fiili minimum kotu 1 Ekim 1992 tarihinde 850,0 m olarak ölçülmüş ve bu kotun aynı döneme tekabül eden 13 ve 16 Ekim 1994 ölçümlerinde 851,7 m ve 851,3 m ile hemen hemen benzer olduğu görülmüş ve iki yıllık süreç içerisinde su kotunda genelde bir değişme olmamıştır. Göl yüzeyinde 23 yılda yaklaşık 40 km2 'lik bir çekilme olmuştur. Buna göre gölün yüzey alanı 197,6 km2 'ye ve hacmi de 5.780,0 hm3 'e düşmüştür.
DSİ'nin çıkarmış olduğu iskandil haritasına göre, gölün kot-yüzey-hacım tablosunda talveg kotu da 782,4 m olarak hesaplanmış ve gölün bu güne kadar ölçülmüş maksimum kotunun 857,6 m olduğu bulunarak, su derinliğinin 75,19 m olduğu bulunmuştur. Göl suyundaki çekilme 1987 yılından beri süregelen kurak mevsimlere bağlı olarak, göl yüzeyinin daralmasına neden olmuş ve bunun sonucunda su seviyesini de düşürmüştür.
Gölün uzunluğu, göldeki kuruma söz konusu değilken, 30 km, genişliği de 8 km kadardı. Bu verilere göre gölün alanı 240 km2 olarak hesaplansa bile, Senir kasabasından başlayarak kuzey-güney yönünde çekilen hattın kuzey doğusunda kalan ve şu anda kuruyan bölümü dikkate alındığında, gölün aktüel alanının ancak yaklaşık 190-200 km2 olduğu görülecektir. Yani gölün 40-50 km2 'lik bölümü şu anda kurumuştur. Göle su taşıyan dere ve çayların getirdiği erozyon sedimanları, gölün derinliğini etkilemekle birlikte, gölün ortalama derinliği 5-6 m kadardır. Gölün en derin noktası ise 100-110 m arasında değişir. Burdur Gölü'nün su tutma kapasitesi yaklaşık 7,5 milyar m3 kadardır.
Havza dışına boşalım olmadığı için göl su seviyesi ve alanı, yağışlara bağlı olarak, yıllara ve mevsimlere göre değişiklikler göstermektedir. 1959/1996 yılları arasındaki rasat periyodunda, su düzeyi Mayıs 1970’de 857.45 metreye ulaşmış, Mayıs 1996’da ise 848.15 metre su düzeyinde ise 16.500 hektar olmuştur. Bu düşüş ciddi boyutlarda sulak alan habitatı kaybına yol açmış, su kuşları için büyük önem taşıyan sığ alanların kurumasına sebep olmuştur.
Tablo: Göl su seviyesi, alan ve hacim karşılaştırması.
Şekil: Burdur Gölü 1975-2002 yılları arasındaki su seviyesi değişimi. (Şener vd, 2005)
Burdur Gölü’nde ölçüm yapılan 27 yıllık dönem içinde göl seviyesinde yaklaşık 10 m’lik bir düşüş göl alanında ve göl hacminde ise yaklaşık olarak %27’lik bir azalma gerçekleşmiştir.
FLORA
Burdur Gölü bitki coğrafyası bakımından Akdeniz filoristik bölgesinde yer almaktadır. Göl sularının sodyum sülfat ve klorür miktarının oldukça yüksek olmasının yanısıra arsenikli olması nedeniyle bitki topluluklarına sadece güney kesimdeki Yazıkent-Karakent köyleri arasında akarsuların göle karıştığı, tuzluluğun daha az olduğu bölgelerde rastlanmaktadır. Bu alanlardaki hakim bitki örtüsünü Cyperacea (Venüsotu) familyasına ait 6 tür (Cyperus sp., Carex diluta), Schoenoplectus lacustris, Bulboschoenus maritimus, Eieocharis palustris), Juncaceae (tuzcul hasırotu) familyasına ait iki tür (Juncus heldreichianus subsp., Juncus gerardi subsp.), Typhaceae (saz) familyasına ait iki tür (Typha laxmannii lepechin, Typha domingensis) ve Poaceae familyasından Phragmites australis (kamış) temsil etmektedir.
Göl çevresinde orman ve çalılıklarla kaplı tepeler ve dağlar bulunmaktadır. Gölün kuzeyinde yer alan dağların yüksek bölgelerinde karaçam (Pinus nigra) ormanı hakim bitki örtüsünü oluşturmaktadır. Burdur Gölü, göl aynası ile gölün çevresindeki tarım ve step alanlarından 1998-1999 yıllarında yapılan arazi çalışmalarında toplanan bitkiler kurutulup herbaryum örneklerine dönüştürüldükten sonra tür düzeyinde teşhisleri yapılmıştır. Teşhisler sonucunda toplam 49 familya, 204 cins ve 315 tür saptanmıştır. Bu türlerden 20 tanesinin bölgede endemik tür olduğu belirlenmiştir.
FAUNA (OMURGASIZLAR, SÜRÜNGENLER, ÇİFT YAŞAMLILAR VE BALIKLAR)
Mollusca şubesinden Gastropoda sınıfından 7 tür saptanmıştır. Arthropada şubesinden ise çok sayıda örnek toplanmış, bunlardan 4 adet sınıf, 15 adet takım ve 70 familyaya bağlı ancak 183 adet cins ve türün teşhisi yapılabilmiştir.
Göl ve çevresi sürüngenler ve çift yaşamlılar bakımından oldukça zengindir. Yapılan araştırmalarda göl ve yakın çevresinde 4 tür kurbağa (Rana ridibunda, Bufo virdis, Bufo bufo); 1 tür kaplumbağa (Testudo graeca), 4 tür kertenkele (Lacerta cappodocia, Agama stelio, Cyrtodactylus kotschyi, Hemidactcylus tursicu); 1 tür kertenkele (Blanus strauchi) ve 4 tür yılan (Thyplos vermicularis, Coluber jugularis, Elaphe quatuorlineata, Vipera xanthina)’nın bulunduğu kaydedilmiştir.
Aphanius burduricus ilk olarak F. Akşiray (1948) tarafından tanımlanmıştır. Daha sonra Kosswig (1950) Aphanius burduricus üzerinde sistematik bir çalışma yapmıştır. Villwock (1962), balığın morfolojisi ve sistematiği üzerinde çalışmıştır. Radda (1972) Aphanius anatoliae adı altında sinonim olarak isimlendirmiştir. Vilwock (1982) aynı türü Aphanius burduricus anatoliae olarak adlandırmıştır. Wieldkamp (1993a) Aphanius burduricus’u Aphanius sureyanus olarak isimlendirmiştir.
Aphanius sureyanus’un (Burdur yosun balığı) yanısıra, yine göl için endemik olan Arctodioptomus burduricus zooplankton türünün mevcudiyeti gölün fauna açısından önem kazanmasına neden olmuştur. Burdur Gölü’nün fauna açısından asıl önemini kuşlar oluşturmaktadır.
KUŞLAR
Burdur Gölü, kuş varlığı yönünden Türkiye'nin en önemli göllerinden birisidir. Derin bir göl olmasına rağmen her yıl sonbahar ve kış dönemlerinde yüzbinin üzerinde sukuşunu barındırmaktadır. Göl suları kış aylarında donmadığından sakarmekeler, ördekler ve batağanlar kalabalık topluluklar oluşturmaktadır. Geniş ve açık su yüzeyi kışlayan kuşlar için güvenli bir ortam oluşturmakta, gölün güneybatı ve kuzeydoğu uçlarındaki sığ kesimler ve kıyılardaki çamur düzlükleri zengin besin varlığı ile kuşların beslenmesine imkan vermektedir.
Gölde, yüksek sayılarda pek çok ördek türü kışlamaktadır. Macar ördeği, elmabaş patka, tepeli patka, kılkuyruk ve kaşıkgaga bulunmaktadır. Sakarca, akkuyruklu kartal ve kara iskete bölgede kışlayan önemli türlerdir. Kış aylarında zaman zaman nesli tehlike altında bulunan şah kartal da gözlenmektedir. Burdur Gölü, karaboyunlu batağan ve sakarmeke için hem sonbahar göçü sırasında hem de kış aylarıda çok önemlidir. 1997 yılı Ekim ayında bölgede 26.075 karaboyunlu batağan ve 252.726 Sakarmeke sayılmıştır. Göç sırasında çok yüksek sayılarda kara sumru ve flamingo konaklamaktadır. Mahmuzlu kızkuşu, angıt, taş bülbülü ve kızıl kiraz kuşu bölgede üreyen önemli türler arasındadır. Ayrıca, göl ve çevrekinde mahmuzlu kız kuşu, suna, sakarmeke, uzunbacak ve bahri de kuluçkaya yatmaktadır.
Burdur Gölü'nün asıl önemi, nesli dünya çapında tehlikede olan ve Batı Palearktik bölgede doğal olarak rastlanan dikkuyruk ördeğin dünya populasyonunun ~%60-70‘inin gölde kışlamasından kaynaklanmaktadır. Burdur Gölü dikkuyruk ördek için dünyadaki en önemli kışlama alanıdır ve kış aylarında tüm dünya popülasyonunun en az %60’ını barındırmaktadır. Şubat 1991’de gölde 10.927 dikkuyruk ördek sayılmıştır. Burdur Gölü’nde Nisan 1997 döneminde 121 kuş türü kaydedilmiştir. Gölde Ocak 1999’da 1.451 dikkuyruk ördek sayımı yapılmıştır. 2007–2008 yıllarında 800 civarında dikkuyruk ördek sayımı yapılmıştır.
Grafik: Burdur Gölü’ndeki dikkuyruk ördeğin popülasyon durumu.
2005-2009 KOSK SAYIM SONUÇLARI (Burdur Gölü)
2008 YILI : 27.932
2009 YILI : 80.587
Burdur Gölü’nde her yıl kış aylarında Doğa Derneği koordinasyonunda Kış Ortası Su Kuşu Sayımı yapılmaktadır. Sayımlarında 40’ın üzerinde su kuşu türü sayılmakta olup bunların toplamı yüz binleri geçmektedir. Burdur Gölü ve çevresinde yaşayan, üreyen, kışlayan ve yazlayan kuş türleri (su kuşu, ötücü, kıyı kuşu, yırtıcı vb.) ile ilgili olarak İl Müdürlüğümüzce çalışmalar devam etmektedir.
Alanda Üreyen Bazı Kuş Türleri
Mahmuzlu Kız Kuşu, Kızıl Şahin, Şahin, Angıt, Küçük Halkalı Cılıbıt, Kulaklı Orman Baykuşu, Kocagöz, Kır İncirkuşu, Leylek, Kızılsırtlı Örümcek Kuşu, Serçe…
BURDUR GÖLÜ KUŞ CENNETİ PROJESİ
Burdur Gölü Kuş Cenneti Projesi kapsamında Burdur Gölü etrafına, vatandaşların ve kuş gözlemcilerinin kullanması amacıyla yürüyüş yolları, kuş gözlem evi, seyir terasları, iskele vb. yapıların yapılması amaçlanmıştır.
Proje kapsamında; 2005 yılında; Çendik Mevkiindeki Karayolları Parkı olarak adlandırılan sahaya “Kuş Gözlem Evi ve Giriş Ünitesi” ve çit ihatası yaptırılmıştır.
2006 yılında; sahanın çevre düzenlemesi, kilit parke ile yürüyüş yollarının yapılması, seyir terasları, oturma grupları ve satış büfesinin yapım işleri gerçekleştirilmiş Ayrıca gölün karşı kıyısında bulunan Karakent köyünde Üveyik tepe mevkiinde bir adet seyir terası yaptırılmıştır.
2007 yılında; Çevre düzenlemesi tamamlanan sahanın yeraltına elektrik ve aydınlatma hattının döşenmesi, yeşil alan sulaması ve ziyaretçilerin kullanımı için su isale hattının döşenmesi, kabin tipi WC yapımı gerçekleştirilmiştir.
Göl kenarında bulunan eski ve yıpranmış iskelenin yerine yüzer iskele yapımı gerçekleştirilmiştir.
İNSAN KAYNAKLI ETKENLER
I- İç Etkenler
a) Habitat Bozulması ve Türlerin Kaybı
Gölü besleyen derelerden göle su girişinin olmaması nedeniyle akarsuların oluşturduğu küçük deltalar son yıllarda çok küçülmeleri ve diğer kısımlarının tarıma açılması nedeniyle önemli ölçüde habitat kayıpları olmuştur. Gölün çekilmesiyle ortaya çıkan arazilerin tarımda kullanılması habitat kayıplarına neden olmaktadır.
b) Kirlilik
Göle gelen kirletici kaynakların başında şeker fabrikası gelmektedir. Atıklarında yüksek oranda nitrat ve fosfat vardır. Gölü kirletici diğer kaynaklar, tarım arazilerinden dönen sular ve Burdur kentinin atıklarıdır. Burdur Gölü kirlilik göstergelerine bakıldığında kirlilikte ciddi oranlarda artış gözlemlenmektedir; bölgesel araştırmalar ise gölün özellikle Burdur merkez ve organize sanayiye yakın kısmında kirliliğin daha yoğun olduğunu göstermektedir. Burdur kent merkezinin evsel atıklarının arıtılarak doğal ortama deşarjını sağlayacak olan Burdur Belediyesince yapımı tamamlanan Atıksu Arıtma Tesisi tamamlanmış olup su tutmaya başlamıştır.
c) Doğal Dış Etkenler
Havza içindeki doğal erozyon göle sediment taşınması ve bulanıklığının artmasına neden olmaktadır. Kuraklık göldeki su seviyesinin düşmesinde önemli bir etken olarak değerlendirilmektedir.
II- Dış Etkenler
a) Doğal Su Rejimine Yapılan Müdahaleler
Burdur Gölü’nü besleyen dere ve çayların sularının barajlarda tutulması sonucu göl su seviyesi önemli ölçüde düşmüştür. Burdur Gölü’ne yılda ortalama 125 hm3 su getiren Bozçay’a yapılan müdahalelerin etkisi ise kendisini bu dönemde hissettirmeye başlamıştır. Bozçay’ın akışı, Karamanlı, Tefenni ve Belenli Barajlarının (toplam 28 hm3 ) kurulması ve Karataş Gölü’nün bir rezervuara çevrilmesi (65 hm3) sonucu önemli ölçüde azalmıştır. Tüm bu projeler 11.000 ha. alanın sulanmasına yöneliktir. Son olarak, göle daha yakın bir noktada kurulacak Bozçay-Karaçal Barajı 32 hm3 su depolayacak, bununla 5.006 ha. arazi sulanacaktır. Son yıllarda, su tutma projeleri, tarımsal amaçlı sulama ve iklime bağlı yağış azalması nedeniyle Bozçay yoluyla Burdur Gölü’ne giren su miktarında azalma meydana gelmektedir. Burdur kent merkezinde ve çevre köylerde çok sayıda kuyu suyu kullanılmakta ve bu durum gölün su seviyesinin düşmesine etki etmektedir. Göldeki su seviyesinin düşmesi sonucu ortaya çıkan alanlarda tarımsal baskı oluşmakta ve habitat kayıpları yaşanmaktadır. b) Su kalitesinin bozulması
Kapalı olan Keçiborlu Kükürt Fabrikası gibi göle kirletici etkisi yüksek olan fabrikaların atıklarının yıllarca göle verilmiş olması ve şehir kanalizasyonu ile Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’nin arıtma tesislerinin bulunmayışı Burdur Gölü’nün kirlenmesinin ana kaynaklarıdır. Organik kirlilik yükü ve askıda kalan madde miktarı ile ilgili değerler kanalizasyon ağzındaki kirliliğin çok ciddi boyutlarda olduğunu göstermektedir. Gölün ortalama Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) değeri dikkate alındığında (303,5 mg/l) gölün organik madde yönünden önemli oranda kirlendiği görülmektedir.
Askıda katı madde miktarının ve ışık geçirgenliğinin bir ifadesi olarak ölçülen Secchi diski görünürlüğü değerleri açısından en düşük oranlar kent merkezine yakın olan bölgede tespit edilmiştir. Bu çalışmada da organik kirlilik yükünü gösteren KOİ değerinin özellikle Burdur şehir merkezine ve fabrikalara daha yakın olan alanda daha yüksek çıkması, bu bölgedeki organik kirlilik yükünü göstermesi bakımından önemlidir. Askıda Katı Madde (AKM) miktarı Kasım 2006 itibariyle ortalama 120,6 mg/l olarak belirlenmiş olup, gölün önceki değerlerinden [3-7 mg/l] çok daha yüksektir. Kent merkezine hitap edecek olan Atıksu Artıma Tesisinin yapımının gecikmesi, ayrıca ilde fosseptik çukurlarının sağlıklı şekilde inşa edilmemesi, sıvı atıkların vidanjörlerle çekildikten sonra gelişigüzel yerlere boşaltılması, zirai mücadele ilaçlarının bilinçsiz kullanımı, kimyasal gübre kullanımı gibi nedenler yine kirliliğe neden olan ya da etki eden faktörlerdir.
c) Göl Hacmi ve Yüzey Alanındaki Düşüş
Gölün su seviyesi her zaman iklim koşullarına göre değişkenlikler göstermiştir; fakat son yıllarda göl seviyesinde değişimin gölü besleyen suyun su tutma yapıları tarafından göle ulaşamadan tutulması nedeniyle olduğu anlaşılmaktadır. Gölün su seviyesinde 27 yılın sonunda 10 m.’lik bir düşüş gerçekleşmiştir Gölün çekilmesi iki ayrı döneme ve iki ayrı sebebe bağlıdır. 1995 yılına kadar olan çekilme temelde iklimsel nedenlerdendir. Bunun 1988 yılında başlayan kurak dönem ile doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir. 1995 yılından itibaren ise Burdur Gölü havzasında yağışlı döneme geçilmiş olmasına rağmen göl seviyesinde bir yükselme gözlemlenmemiştir. Buradaki temel neden iklimsel faktörlerden çok gölü besleyen kaynakların göle ulaşamamasıdır.
Gölün bir diğer su kaynağı olan Senir kaynağındaki suyun Burdur Kenti’nin içme suyu olarak kullanılmaya başlanması, ayrıca, son yıllarda oldukça fazla sayıda sondaj kuyusu açılması nedeniyle, gölü besleyen yeraltı suyu akımları da büyük oranda kesilmektedir.
BURDUR GÖLÜ’NÜN KORUMA STATÜLERİ
· 1994 yılında gölün yaklaşık % 50 'sini kapsayan (12.600 ha) bölümü 1998 yılında ise tamamı “Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi (RAMSAR)” listesine dahil edilmiştir.· Burdur Gölü 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından “I. Derece Doğal Sit Alanı” ilan edilmiştir.
YÖNETİM VE PLANLAMA ÇALIŞMALARI
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Burdur Gölü ile ilgili olarak farklı zamanlarda farklı çalışmalar yapılmış ve yaptırılmıştır.
1- Isparta Süleyman Demirel Havaalanı 2- Isparta 6. Organize Sanayi Bölgesi 3- Burdur 1. OSB Özel Hüküm Bölgesi 4- Burdur 2. OSB Özel Hüküm Bölgesi 5- Burdur Şehir Merkezi Özel Hüküm Bölgesi
Belirlenen bu özel hüküm bölgeleri içersinde yapılacak olan faaliyetler “Sulak Alanların Korunması Yönetmeği” ve Burdur Gölü Yönetim Planında belirlenen hükümler doğrultusunda gerçekleştirilecektir.
Harita: Burdur Gölü Koruma Bölgeleri Sınırları.
“Burdur Göl Yönetim Planı” çalışmaları kapsamında öncelikle gölün temel sorunlar tespit edilmiş ve uzun dönemli hedefler belirlenmiş ve bunları uygulamaya yönelik faaliyetler planlanmıştır.
YÖNETİM PLANI NE GETİRECEK? - Göle gelen kirlilik azaltılacak, - Gölün su dengesi sağlanacak, - Göl havzasında suyun ekonomik kullanımı sağlanacak, - Göl ile barışık tarım ve hayvancılık faaliyetleri yapılacak, - Yerleşim yerlerinin göl ile uyumlu bir şekilde gelişmesi temin edilecek, - Bölgedeki turizm potansiyeli artacak, - Göl ve çevresindeki biyolojik çeşitlilik korunacak, - Doğal kaynaklar ve akılcı kullanımı konusunda bilinç artırılmış olacak, - Burdur şehrinin ve Gölün ulusal ve uluslararası tanıtımı yapılmış olacak,
Günümüze kadar yapılan bu çalışmalar ve son olarak tamamlanan “Burdur Gölü Yönetim Planı” çalışması ile Burdur Gölü’nün ekolojik işleyişinin ve peyzaj bütünlüğünün garanti altına alınması, aynı zamanda yöre halkına sosyo-ekonomik fayda sağlaması ve alandan azmi ekonomik fayda elde edilmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca sürdürülebilir kullanım prensibince göl ve çevresinde yaşayan yaban hayvanları ile floranın korunarak biyolojik çeşitliliği korunması, uluslar arası sözleşmelerle verilen taahhütlerin gerçekleştirilmesi ve yörede yaşayan tüm ilgi gruplarının ihtiyaçlarının karşılanması hedeflenmektedir.
Kaynaklar: - Burdur Gölü Yönetim Planı, Kasım 2008, Burdur İl Çevre ve Orman Müdürlüğü - Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları I-II, Doğa Derneği 2006, Ankara - Kış Ortası Su Kuşları Sayım Raporları, Doğa Derneği |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||